ATO Başkanı Bulut: Cezaevleri bağımsız sağlık heyetlerine açılmalı

img
ANKARA – Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Dr. Vedat Bulut, açlık grevini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, tıp etiği ilkeleri ve mahpus haklarına dair kurallar doğrultusunda cezaevleri kapılarının bir an önce bağımsız sağlık heyetlerine açılması gerektiğini söyledi.
 
Ankara Tabip Odası (ATO), 5 bin dolayında tutuklunun sürdürdüğü açlık grevi eylemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. “Açlık grevlerinde ölümler olmasın, insanca yaşamı savunuyoruz” şiarıyla Oda binasında yapılan toplantıya, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Üyesi Selma Güngör, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı da katıldı
 
Toplantıda konuşan ATO Başkanı Dr. Vedat Bulut, sağlık emekçilerinin, hekimliğin temel yaşatma felsefesine aykırı olsa da, açlık grevi eyleminin isteklerini yetkili kişi ya da makamlara duyurmak ya da belirli bir meseleye dikkat çekmek amacıyla başka bir yol bulunamadığı zaman başvurulan bir eylem biçimi olduğunu belirtti.
 
Ancak sürecin muhataplarından sonra en çok içinde olan sağlık emekçilerinin, açlık grevcilerinin asıl amacının ölmeden toplumsal duyarlılık yaratmak olduğunu unutmaması gerektiğini söyleyen Dr. Bulut, Ankara Tabip Odası olarak daha önce de hekimlerin açlık grevlerinde Tokyo ve Malta Bildirgeleri’nden kaynaklanan yaklaşım ve sorumluluklarını kamuoyu ve basınla birçok kez paylaştıklarını hatırlattı.
 
‘NAZIM HİKMET İLE BU EYLEM TARZIYLA TANIŞTIK’
 
Bulut, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk olarak Nazım Hikmet’in 8 Nisan 1950’de açlık grevine girmesiyle tanışılan bu eylemlilik tarzına dair şu bilgileri verdi: Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ın idam edilmelerinden hemen önce, Nisan 1972'de Mamak Askeri Cezaevi'nde mahkumların 12 günlük açlık greviyle; toplu açlık grevleri olarak karşımıza çıktı. 12 Eylül askeri darbesi ve diktatörlüğü koşullarında da bu tür açlık grevleri cezaevlerinde yaşanmıştır. 11 Nisan 1984 tarihinde 400 mahkumun başlattığı ve 45 Gün sonrasında ölüm orucuna dönüştürdüğü eylem, Türkiye tarihinde katılanların sayısı açısından bir ilk olmuştur ve 4 kişinin yaşamına mal olmuştur.”
 
96’DAN BU YANA AÇIK GREVLERİ VE ÖLÜM ORUÇLARI
 
Yine 1996 yılında, “Mayıs Genelgesi” olarak da bilinen cezaevleri ile ilgili genelgeyi protesto etmek için  43 cezaevinde 2 bin 347 kişinin açlık grevine, 355’inin ise  ölüm orucuna başladığını hatırlatan Bulut, “Bir sonraki kitlesel açlık grevi, 20 Ekim 2000'de birçok cezaevinde aynı anda başladı. F tipi cezaevlerinin kapatılması, Terörle Mücadele Yasası'nın kaldırılması gibi taleplerle 816 mahkûmun başlattığı açlık grevi, yaklaşık bir ay sonra ölüm orucuna dönüştü ve Hayata Dönüş Operasyonu adı altında cezaevlerine operasyonlar düzenlendi. Bu operasyonlar sırasında 30 mahkûm ve 2 jandarma hayatını kaybetti. 1996 ve 2000'li yıllarda açlık grevleri nedeniyle pek çok mahkûm özellikle Wernicke Korsakoff sendromu olmak üzere açlığa bağlı birçok hastalıkla yaşamına devam etti" diye belirtti.
 
‘TALEP TÜRKİYE'NİN KENDİ HUKUKUNA UYMASI'
 
Dr. Bulut, tüm bu açlık grevlerinde TTB ve ATO’nun kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü bilinciyle görevini yaptığını ve insanların yaşam haklarının, sağlıklarının korunması için yetkililerle ve tutuklularla görüşmeler yaptıktan sonra muayane ettiklerini ifade etti.
 
Bugün ise, “Yaklaşık 5 ay önce cezaevlerinde başlayan açlık grevleri hızla yayılarak süresiz-dönüşümsüz kitlesel açlık grevine dönüşmüştür” diyen Bulut, sözlerine şöyle devam etti: “Talepleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi ve uluslararası hukuka uymasıdır. Taleplerinin karşılanmaması üzerine açlık grevi yapan mahpus sayısı giderek artmaktadır. Gelinen noktada ise tüm ülke çapında farklı cezaevlerinde, 5 bini aşkın tutuklu ve hükümlü süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi yapmaktadır. Diğer yandan bu ana kadar 8 mahpus yaşamını sonlandırmış bulunmaktadır.”
 
‘BAŞVURULARIMIZ ÇARPITILIP, REDDEDİLDİ’
 
Bu dönemdeki açlık grevinin önceki açlık grevlerinden farkı olduğunun altını çizen Bulut, bu dönemki açlık grevlerinde TTB ve ATO’nun özellikle de İnsan Hakları Komisyonu’nun 1996-2000 yıllarındaki açlık grevlerinden getirdikleri tecrübe ve hekimlik becerisinden yararlanılmadığını ifade etti.
 
Ankara Tabip Odası Başkanı, bu duruma dair “Çok sayıda başvurumuza rağmen, meslek örgütümüzün talepleri cezaevlerinde özel muayene isteği gibi algılanmaya çalışılmakta, taleplerimiz çarpıtılmakta ve ret yanıtları verilmektedir. Açlık grevini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, tıp etiği ilkeleri ve mahpus haklarına dair kurallar cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık heyetlerine açması gerektiğini göstermektedir. Çünkü cezaevlerindeki mevcut sağlık birimleri ne sağlık personeli sayısı ve tecrübesi açısından ne de cezaevi revirlerinin olanakları açısından açlık grevindeki binlerce mahpusu takip etme kapasitesine sahip bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
 
 ADALET BAKANLIĞI VE DİĞER YETKİLİLERE SESLENDİ
 
Bu sözlerinin devamında “Buradan tekrar ifade ediyoruz ki: Malta ve Tokyo Bildirgeleri ve de mezuniyet yeminine sadakat içinde olan hekimlerimiz, bila bedel olarak, en kutsal insanlık hakkı olan yaşam hakkının korunması hususunda, devletimize destek arayışını ve taleplerini sürdürmektedir” diyen Bulut, bu konuda gerekli belge ve bilgilerin cezaevlerine ve buralarda çalışan hekimlere iletildiğini paylaştı.
 
Yaşam süresini uzatmak ve kalıcı nörolojik hasarlardan korunmak için açlık grevcilerinin günde kişiden kişiye değişmekle beraber asgari 1 lt su, 5 çorba kaşığı şeker, 2 çay kaşığı tuz ve B1 vitamini almayı önerdiklerini belirten Bulut, açlık grevcilerinin politik ve yaşamsal taleplerinden bağımsız olarak tüm mahkumları da içeren bir şekilde vatandaşların yaşam haklarını ve sağlıklarının korunmasını önemsediklerini kaysetti. 
 
‘ÖLÜM DEĞİL, YAŞAM KAZANSIN’
 
Yetkililerle birlikte Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimlerini Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası ile işbirliğine davet eden Bulut, sözlerini söyle noktaladı: 
 
“Bu kitlesel yaşamsal sağlık sorununun aşılmasında tecrübelerimizi aktarmak istiyoruz. Bu tarihi ve bilimsel hekimlik sorumluluğumuzdur. Aksi tutumlar ülkemizi bir çağdaş ülke olmak konumundan çıkarmakta, Türkiye’nin onurunu uluslararası arenada zedelemektedir.Yarın çok geç olabilir. Önüne geçilebilir nedenlerle insanların kalıcı olarak zarar görmemesi, geçmiş dönemlerde olduğu gibi benzer süreçlerde ortaya çıkan can kayıplarının bir daha yaşanmaması için başta yetkili kişiler olmak üzere herkes bir kez daha ve acilen duyarlı ve sorumlu davranmalıdır. Türkiye bu trajediyi ve insanlarının ölümünü hak etmiyor. Yaşatmak için yaşayan bir mesleğin mensupları olarak umarız ki ölüm değil, yaşam kazansın.”
 
GÜNGÖR: HUKUKUN UYGULANMASINA DAVET EDİYORUZ
 
TTB MK üyesi Selma Güngör de yaptığı konuşmasında bağımsız heyetler olarak muayene yapma yönündeki  taleplerin  açık bir şekilde reddedildiğini ifade etti.
 
Güngör, “Açlık grevlerinin sonlandırılması aşamasında yaratılacak güven ortamının çok önemli olduğunu aktardık. Aldığımız bilgiye göre; 100’ün üzerinde açlık grevi eylemcisine ilişkin özellikle sindirim sistemi kanaması, görme bozuklukları, ışığa sese ve kokuya duyarlılık gibi gerek nörolojik gerekse de sindirim sistemine bağlı yakınmalar iletilmeye başlandı. Ortaya çıkan doku harabiyeti bu durumda hızla ilerleyecektir. Bu nedenle siyasal iktidarı ve sorumluları bir an önce açlık grevindekilerle görüşmeler yaparak, taleplerini görüşmeye çağırıyoruz. Türkiye hukuk mevzuatında var olan hukukun uygulanması ile çözülebilecek bir durum. Bir ayrımcılık yapmadan hukuku ve ceza infaz yasalarını herkese ayrımsız olarak uygulamaya davet ediyoruz bir an önce” dedi.
 
FİNCANCI: TÜRKİYE'DE EN FAZLA KİŞİNİN KATILDIĞI AÇLIK GREVİ
 
THİV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise, Leyla Güven'in açlık grevinin  6’ıncı ayına girdiğine dikkat çekerek, zor bir zamandan geçildiğini belirtti.
 
Bu durumun cezaevleri için daha da zor olduğunu vurgulayan Fincancı, şunları söyledi: “Cezaevi koşulları bu süreci daha da zorlaştırıyor. Türkiye'de en fazla kişinin katıldığı açlık grevini yaşıyoruz. Bu sürede cezaevinde görevlendirilmiş olan meslektaşlarımızda zor durumdalar. Hekimlerin bu kadar çok kişi ile tek tek ilgilenme durumları olmuyor. Düzenli olarak bulundukları yerde kontrollerinin yapılması gerekirken bunların yapılamadığını, bazı cezaevlerinde hekimlerin açlık grevindekilerin revire gelmesini beklediklerini görüyoruz. Bunların her biri o insanların yaşamlarını daha fazla riske sokuyor.” 
 
'HERKES SES ÇIKARMALI’
 
Bu nedenlerden dolayı bir an önce açlık grevi yapanların taleplerine kulak verilmesi gerektiğini söyleyen Fincancı, 2012 yılı açlık grevinden beri yetkililerin hekimlerin açlık grevindekileri bağımsız olarak izlemelerine engel olduğunu kaydetti.
 
Fincancı, “Süre uzadıkça yaşamlar risklerin ortaya çıktığını görmek gerekir. Bağışıklık sistemi zayıflamış olan ve enfeksiyon kapabileceği cezaevinde insanların yaşamları risk taşıyor. Türkiye'de yaşayan bütün insanlar olarak bizler buna ses çıkarmalı ve siyasi iradenin bu konuda etkili bir adım atmasını talep etmeliyiz. Bunun acısını bütün Türkiye olarak sırtımızda taşıyacağız. Biz bugün hala 2000 yılındaki ‘Hayata Dönüş’ adı altındaki katliamın acısını sırtımızda taşıyoruz. Bir an önce taleplere kulak verilsin. Ölümden değil, yaşamdan söz edelim” diye konuştu.
 
KARAKOÇ: HERKES ÜZERİNE DÜŞEN ROLÜ OYNAMALI
 
ATO Genel Sekreteri Ali Karakoç da, daha önceki açlık grevlerinde siyasiler, sanatçılar ve entelektüellerin sorumluluk alıp, arabuluculuk yaptığını, bu dönem ise ciddi bir sessizlik yaşandığı eleştirisinde bulundu.
Karakoç, “Sadece meslek emek örgütleri değil, hemen herkesin inisiyatif alarak bu sorunun daha da ağırlaşmadan sonlanması için üstüne düşen rolü oynaması gerekiyor. Taleplerin görmemezlikten gelmemesi gerekiyor” dedi.
 

Diğer başlıklar

19:52 Dersim’deki eylem 20’nci gününde
19:11 Kürt Dili Platformu’ndan Kürtçe konuş çağrısı
18:58 AKP İlçe Başkanı Gülsuyu Mahallesi için ‘terör yuvası’ dedi
18:23 33. Uluslararası İzmir Festivali başlıyor
18:22 Tutuklu annesi Lice’de polis tarafından darp edildi
18:01 Şırnak'ta helikopter hareketliliği
17:33 Yazar Faik Bulut serbest bırakıldı
17:26 İşkence edilenlerin ATK'ye sevk edilmesi talebine ret: 20 kişinin gözaltı süresi uzatıldı
17:17 Eylemdeki annelerini aradılar: Direnişimizin sesi oldunuz
17:07 Grevdeki tutukluların koğuşuna gece baskını!
17:01 'Çözümün yolu tecridin kaldırılmasından geçer'
16:04 Yeni Yaşam Gazetesi 1 yaşında!
15:48 TOHAV heyeti Urfa’da
15:20 Tutuklu anneleri: Yalnız çocuklarımız değil herkes için sokaklardayız
15:02 'Tecrit tümden kalkarsa ülkenin önü de açılır'
15:01 ‘Hasta tutuklu Adnan Öztel derhal serbest bırakılsın’
14:50 Tutuklu yakınları tecridi protesto etti
14:50 Hasta tutuklu Yıldırım'ın tahliyesi istendi
14:50 Yazar Faik Bulut gözaltına alındı
14:28 'Annelerin çığlığı katilleri gün yüzüne çıkaracak'
14:23 Müzakereciler Güney Afrika barışını anlattı: Korkularımızla yüzleşerek başardık
14:11 Öztrak: YSK mazbatanın çalındığını itiraf etti
13:55 141 gündür açlık grevindeki Yiğit: Eylemimiz sonuç alıyor
13:42 Cumartesi Anneleri 24'üncü yıllarında: Kötülüğe karşı vicdan kazanacak
13:26 Gebze'deki aileler: Her yerde çocuklarımızın yanında duracağız
13:05 CHP sandıklarda görev alacak avukatlar için eğitimlere başladı
11:43 Bingöl'de 23 bölge için yasak kararı
11:28 HDP'li Şık Meclis'te saldırıya uğradığı konuşması sebebiyle icralık oldu
10:22 Af Örgütü'nden Halfeti için 'Acil' kodlu imza kampanyası
10:21 Gözaltında cinsel organlarına elektrik verildi
09:42 Milli Eğitim Mardin'de belediyenin kurslarını engelliyor
09:29 HDP’den Torba Yasa şerhi: 23 Haziran rüşveti
09:08 Dersim halkı: Kim ne derse desin burası Dersim’dir
09:05 Meşru müdafaa hakkını kullanan Name Öztürk yaşadığı şiddeti anlattı
09:04 18 yıldır 'hakikati' arıyorlar: Vicdanımızda onu öldürmedik
09:03 Muhtarları görevinden alınan mahalleliler: Açık bir irade gaspı
09:03 Mahkeme kararlarına rağmen işlerine geri dönemiyorlar
09:02 Ramazan içeceği meyan şerbeti her derde deva
09:01 Av. Sert: Taciz mağdurları şikayetçi olduğuna pişman ettiriliyor
09:00 25 MAYIS 2019 GÜNDEMİ
08:30 Leyla Güven’in eylemi 199’uncu, ölüm orucu ise 26’ncı gününde
24/05/2019
22:25 Çaldıran’da gözaltına alınan 15 kişi serbest
22:21 Dersim'de yaşamını yitiren Erol köyünde defnedildi
21:59 ‘Nevin ölseydi Nurettin aynı cezayı almayacaktı’
20:51 Açlık grevini evinde sürdüren Öngün: Direniş insanı güzelleştiriyor
20:05 Aileler Esenyurt’a eylemini sürdürdü
19:50 İzmir'de gözaltına alınan 11 kişi serbest bırakıldı
19:36 Dersim’de oturma eylemi sürüyor: Umarız güzel bir haber gelir
19:13 Kadınlardan Nevin Yıldırım’a destek
18:40 ‘Eylemimiz tecrit kırılıncaya kadar sürecek’