Suriye'de 'çözüm masası' kuruldu: Dış müdahaleciler için son göründü!

  • analiz
  • 13:41 28 Temmuz 2018
  • |
img
HABER MERKEZİ - Suriye'de 7 yıldır süren iç savaş, ilk kez gerçek muhatapların masaya oturması ile çözüm doğrultusuna girdi. Kuzey Suriye güçleri ile rejim çözüm masasına otururken, dış müdahaleci konumda olan Türkiye ve İran için sona yaklaşılıyor.  
 
Suriye’de 7 yıldır süren iç savaş çoklu aktörleri sahaya sürerken, rejim güçleri ülkenin güneyinde bulunan Dera ve Kuneytra merkezli operasyonlarına devam ediyor. Bu bölgedeki gelişmeler, selefi ÖSO gruplarının kaydırıldığı ülkenin kuzeyini doğrudan etkiliyor. Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), El Nusra ve Ehrar El Şam gibi selefi gruplar, ülkenin birçok yerinden çıkarılırken, İran’a karşı da etkisizleştirme operasyonları da yapılıyor. Yaşanan bu gelişmelerde Putin ile Trump görüşmesinin sonucu olduğu ve 2 gücün uzlaştığı iler sürülüyor. Halep'le başlayıp, Şam'ın çevresi, Guta ve şimdi de Dera ve Kuneytra'dan taşınan selefi grupların kaydırıldığı İdlip, Efrîn ve Fırat Kalkanı bölgesini ülkenin riskli alanı haline geldi. Şam yönetimi, krizlerin çözümü için Kuzey Suriye temsilcilerinden Demokratik Suriye Meclisi (MSD) ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) yetkilileri ile ilk kez resmi ve açıktan masaya oturdu.
 
MİNBİC’TEN ÖTESİ
 
Türkiye’nin rutinleştirdiği Minbic tehditleri karşısında, ABD öncülüğündeki koalisyon kenti kontrol eden Minbic Askeri Meclisi ile hareket ediyor. Minbic’i yöneten askeri meclis ile Türkiye ve desteklediği gruplar arasındaki sınır, Sacur Çayı. Burada her iki güç arasında ise 1 kilometreden az bir mesafe bulunuyor. İki gücün arasında koalisyon güçleri yer alıyor. Türkiye geçtiğimiz günlerde kendi alanında attığı devriye ile Minbic’e girdiğini beyan etse de, asıl amacın Kuzey Suriyeli güçlerin o bölgede operasyon yapmasını engellemek olduğu kaydediliyor. Türkiye yaptığı politika ile Sacur bölgesinde resmiyet oluşturup QSD'nin operasyonlarına engel olmak istiyor. 
 
PATRİOT'MU S-400'MÜ?
 
Suriye genelinde yaşananlar bunlarla sınırlı kalmayarak, güçler arasındaki diğer siyasi, askeri ve diplomatik dengeleri de etkiliyor. Minbic’te yaşananlar, Türkiye için ABD’nin elinde de koz. Öte yandan Türkiye’nin ABD’den Patriot, Rusya’dan ise S-400 füzelerini alıp almaması gündemdeki yerini koruyor. Türkiye’nin buradaki seçimi, bölgedeki dengeleri değiştirecek. Türkiye, S-400’leri alırsa Minbic’ten başlayarak Ezaz’a kadar ABD ile olan ilişkilerini, yine Patriot’leri alması halinde ise İdlip, Efrîn başta olmak üzere Rusya ile olan ilişkilerini bozabilir. Bu durumun sadece silah almakla sınırlı olmadığı, iki güç arasında seçim olarak görüldüğü ve her iki seçimde de Türkiye’nin bir çıkmazın içine gireceği belirtiliyor.
  
İDLİP
 
Yaşanan gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiye’nin en çok İdlip hattında sıkıntı yaşadığı, bu sebeple Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) son dönemlerde İdlip’in güneyine sevkiyat yaptığı ifade ediliyor. Yine Dera ve çevresinden çıkarılan grupların da buraya yerleştirilmesi, rejim güçleri ile selefi gruplar arasındaki gerginliğin dozunu artırmış. Bu gerginlikler, Türkiye, İran ve Rusya arasındaki Astana sürecini olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda İran ve Suriye rejimi de İdlip’in güneyine tank top ve zırhlı araç konuşlandırırken, bölgeye birçok İran ve Suriye ordusuna bağlı güçler de kaydırıldı. Gelişmelerin bu yönlü devam etmesi halinde, Astana sürecinin bozulacağı ve bölgede yeni denklemlerin oluşacağı bekleniyor. Oluşacak yeni denklemde ise kilit rol Kuzey Suriyeli güçlerin olacak. Harekete geçmesi beklenen güçlerin, Efrîn’i özgürleştirmesi gündeme gelecek. 
 
ABD TÜRKİYE VE İRAN
 
Rahip Brunson’un tutukluluğu ile yeniden tırmanan Türkiye ve ABD ilişkilerinde asıl meselenin Türkiye İran ilişkileri olduğu kaydediliyor. Rahip meselesi ile Türkiye'ye "İran'la ilişkilerini düzenle" mesajı verildiği öne sürülüyor. İran’ın Suriye başta olmak üzere, Irak, Lübnan ve Yemen gibi yerlerde etkisini kırmak için uğraşan ABD’nin, NATO üyesi olan Türkiye’ye bu konuda "safını belirle" çağrısı yaptığı belirtiliyor. Türkiye’nin bu konuda tercihe zorlandığı, atacağı adımlarda da bataklığa saplanacağı bölgeyi yakın takip edilen uzmanlarca dile getiriliyor. 
 
SINIR KAPILARI RUSYA’YA MI?
 
Kuzey Suriye’nin Cerablus’tan İdlip’e kadar olan hattında ise, Türkiye Kürtlerin etkisini kırmak için elinden geleni yapmaktan geri durmuyor. Kürtlerin öncülük ettiği güçlerin, Cerablus, Ezaz ve İdlip’ten oluşan bölgeyi özgürleştirmesinin önüne geçmek için, Cerablus-Karkamış, Bab El Selam-Kilis Öncüpınar ve Bab El Hava- Cilvegözü sınır kapılarına Rusya ve rejimin askeri noktalar kurması için bir araya gelindiği belirtiliyor. Bu konuda pazarlıkların yapıldığı belirtilirken, halen kesinleşen bir gelişmenin olmadığı kaydediliyor. 
 
ŞAM VE KUZEY SURİYE YÖNETİMİ GÖRÜŞMELERİ
 
Tüm bunlar yaşanırken 26 Temmuz'da Şam'da resmi heyetler olarak masaya oturan Kuzey Suriyeli güçler ile Şam rejimi, belki de ülkede savaşın bitmesi açısından ilk adımı atmış oldu. Aralarında üst düzey QSD’li ve MSD’li yetkililerin olduğu Kuzey Suriye heyetleri ile Şam rejimi heyeti arasındaki görüşmelerin süreceği ve her konunun masaya yatırıldığı MSD tarafından açıklandı. Çözüm iradesinin ortaya çıktığını ifade eden MSD, Şam yönetimiyle müzakerelerin ilerletilmesi ve şiddetin sona ermesi konusunda komitelerin oluşturulması üzerine anlaştıklarını da duyurdu. 
 
MA / Nazım Daştan